Görsel Sanatlar ve Geleneksel El Sanatları Uygulama Alanlarında Geleneksel Bilgi Aktarım Yöntemlerinin Kaçınılmaz Dönüşümü
STAY-B-000543
Kitap: Bellekten Geleceğe: Sanat ve Tasarım Sempozyumu
Yazarlar: Metin Kuş
Sayfalar: 28–29
Özet
Görsel sanatlar ve el sanatlarına dair bilginin üretimi, korunması ve kuşaklararası aktarımı tarihi boyunca ağırlıklı olarak ahilik, lonca ve atölye kültürüne dayanan usta- çırak ilişkisi etrafında şekillenmiştir. Ancak 21. yüzyıl dijital teknolojileri, yapay zekâ algoritmaları, sanal gerçeklik simülasyonları ve açık kaynaklı ağlar; bilginin kaynağını, akış yönünü ve pedagojik yöntemlerini kökten değiştirmiştir. Bu çalışmada, geleneksel usta-çırak modelindeki, ancak uygulama yoluyla aktarılabilen örtük bilginin dijital ortamlardaki karşılığını, hiyerarşik yapıların çöküşünü ve merkezsiz öğrenme ağlarının sanat uygulamalarındaki etkisini ve muhtemel eksikliklerini incelemektedir. Yalnızca teorik ve ifade edilebilir kurallarla sınırlı olmayan bu aktarım süreci aynı zamanda malzemenin fiziksel davranışını, kimi zaman kokusunu hissetmeyi, el yetkinliğini, , görsel ritmi ve ustanın eylemsel tecrübesini içeren bütüncül bir yapıdadır. Aynı zamanda görsel sanatlar ve el sanatları alanlarındaki bilginin niteliği yüzyıllar boyunca oluşmuş; usta ile çırak arasında, mekâna bağımlı (atölye) ve dikey bir hiyerarşi içinde, zamana yayılan yüz yüze bir taklit ve içselleştirme mekanizmasıyla aktarılmıştır. Sözel anlatım bu aktarımın çok küçük bir kısmını kapsar ve uygulama eşliğinde değilse fazla da bir anlam içermez. Bu nedenlerle ustanın fırça basıncı, malzemenin kokusu, dokusal direnci veya kompozisyondaki sezgisel dengesi, metinlerle tam olarak ifade edilemeyen, sadece eylem anında ve yüz yüze gözlemle çok sayıda deneme yanılma yolu ile içselleştirilerek kavranabilen/aktarılabilen bir birikimdir. Dijitalleşme süreçleri ile birlikte sanatçı veya zanaatçı adayı artık bilgiyi ustanın bedenleşmiş tecrübesinden değil; yazılımın arayüz parametrelerinden ve algoritmik yönlendirmelerden edinmeye çalışmaktadır. Bu süreç sanatsal bilgiyi kodlanabilir, simüle edilebilir ve ölçeklenebilir verilere dönüştürmeye çalışırken bu söz konusu boyutlar karşılanamamıştır. Buna rağmen görsel sanatlar ve el sanatları alanlarındaki geleneksel bilgi aktarım yöntemlerinin dönüşümü, engellenemez bir epistemolojik kırılma olgusu olarak var olmaktadır. Geleneksel aktarımın bir diğer belirleyici unsuru, bilginin yegâne koruyucusu olan ustanın mutlak otoritesidir. Dijital çağda ise bilgi dikey bir eksenden yatay ve ağ tabanlı (networked) bir yapıya kaymıştır. Kendine has özellikleri ve kolaylıkları ile dijitalleşme, bilgiyi kitleselleştirip demokratikleştirirken; diğer yandan malzemenin sunduğu sezgisel derinliğin ve yüz yüze etkileşimin getirdiği yukarıda sözü edilen duyuşsal birikimin kaybolma riskini doğurmaktadır. Geleceğin sanat/zanaat eğitimi ve uygulamaları, geleneksel yöntemleri aynen korumak tutuculuğuna ya da dijitalleşmeyi kategorik olarak reddetmek yerine; atölye kültürünün estetik ve felsefi birikimini dijital olanaklarla eklemleyen karma bir aktarım modeli üzerine inşa edilmelidir. Bu yeni yapıda ustanın rolü, bilginin tekil kaynağı olmak değil; devasa veri kütlesi içinde sanatçı adayına estetik ve kavramsal yön gösteren bir rehberliğe evrilmelidir
Kalıcı STA Yayın Kimliği: STAY-B-000543 (DOI değildir)
